Duyarsızlık Kırmızı Işıkta Geçer!

Merhaba, bu sabah bisikletimle işe gelirken kırmızı ışıkta geçen bir taksi şoförü nedeniyle yaşadığım kazayı benzer kazaların yaşanmaması, okuyan arkadaşların kendilerini korumak adına dersler çıkartabilmesi için paylaşmak isterim.

Kurtköy’den E5’e inmek için en çok kullanılan yol olan Ankara Caddesi üzerinde adı Çınardere Sapağı diye bilinen noktadan Pendik Köprüsü yönüne ilerlerken bana yeşil yanan ışıktan hareket ettim. Yol yokuş aşağı olduğu için birden bire hızlanmanıza sebep olabiliyor. Bu yolu yaklaşık 20 yıldır otomobille ve son 3 yıldır bisikletle sürekli kullandığımdan her zaman bu şekilde ışık değişimlerindeki kısa aralıklarda aradan kaçarak böyle uyanıklık yapmak isteyen sürücülerin olabileceğini biliyordum. Yine tahmin ettiğim gibi Pendik yönünden Çınardere yönüne dönmek isteyen bir taksici kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen hareket etti kurtulma manevrama rağmen arka tekerleğime çarparak beni devirdi, taksiyi son anda farketmem ve bisikletimi yolun sağına, kendimi de bisikletin üzerinden atmam sayesinde büyük hasar alabileceğim belki de ölümcül bir kazadan sadece sağ ayak baş parmağımın pedala ardından kaldırıma çarpması ve morarması dışında bir yara almadan kurtuldum. Bir de düştüğüm sırada başım hafifçe kaldırımın kenarına dokundu ki kaskımın olması buradan da yara almamı engelledi. Bisikletim kontrolsüz devrildiği için arka çamurluk ve dikiz aynasının yamulması dışında maddi bir hasarım yok. Buraya kadar yazdıklarım hemen her kazada farklı versiyonlarda yaşanabilecek detaylar.

İlginç olan şu;
Kazanın ardından arkadan gelen hiçbir araç durmadı, tam arkamda olan belediye otobüsü hatırladığım kadarıyla yavaşladı ve yanımdan geçip gitti. Otobüsün içinde olan kişiler şahittir. Canımın derdine düşüp bir tarafımda hasar var mı diye kontrol ederken farkedemedim ama sonradan görebildiğim kadarıyla arkadan korna çalan araçların tamamı kırmızı ışıkta geçip benim ve trafikteki diğer insanların hayatını tehlikeye atan taksi şöförüne değil, düştüğüm ve trafiği yavaşlattığım için bana tepki gösteriyordu. Hemen utandım bisikletimi ve kendimi toplayıp kenara çekildim tabii.

En ilginci de kazanın ardından ben yerdeyken taksi sürücüsünün aracından inmeden bana yanına gelmemi söylemesiydi ki sağolsun tepki göstermem üzerine lütfedip aracından inip yanıma geldi.

Elini omzuma koyarak zaten oturan bana,
– Otur otur diye teskin ettikten sonra
– Bir şeyin var mı? diye sordu.
O anın kızgınlığı ve telaşı ile bir kaç cümleyi birden söyledim:
– Bir şeyim yok ama canıma kastettin benim kaportam yok, git Allah’ından bul.

40 yaşındayım ve bu tarz durumlarda söylenebilecek belki onlarca değişik tepki cümlesi kurabilecek kadar Türkçe’ye hakimim ama o anın duygusu ile söyleyebildiklerim sadece bunlar oldu.
Kendisini,
– Çabucak geçmek istedim sen de birden çıkıverdin diye savunmak istedi.
– Sana kırmızı ışık yanarken nasıl çabucak geçmek istersin, demem üzerine
– Ben sana haksızsın diyor muyum, deyerek bir de üste çıktı.

Kendimde ve bisikletimde ciddi hasar olmadığını anladıktan sonra da
– Git, yardıma ihtiyacım yok, dedim.
Ki öyle demesem bile, taksici aracını yolun ortasında bıraktığı için arkasında bekleyen araç şöförlerinden birinin söylediği,
– Hadi acelemiz var, sözü üzerine zaten kaçar gibi gidecekti.
Elimde kazaya dair herhangi bir kamera kaydı yok. Ama olayın olduğu yerde mobese ya da eds kamerası olduğunu tahmin ediyorum. Akşam dönüşte tekrar bakacağım. Bu tür olaylarda haklılığınızı kanıtlayabilmek için bir kask kamerası gerçekten de faydalı olurdu.

Maksadım “vah vah, ne kadar da fena bir kaza atlatmışım” duygusunu yaşatmak ya da kendimi acındırmak değil.
Yaşadığım bu tehlike sonucunda Allah’ın yardımıyla ciddi şekilde yaralanmamış ya da ölmemiş olmam belki de yaşadığım bu durumu yaşanan diğer kazalardan daha önemli de kılmıyor ama bu şekilde hafif atlatılamayan ve haber dahi olmayan onlarca bisikletli kazasının da önlenebilmesi için otomobil sürücülüğü için verilen ehliyetlerin verilmesi aşamasında yapılan eğitimlerde sürücü adaylarına trafikte bisikletlileri koruyacak bilgilerin de verilmesinin gerekli, hatta şart olduğu da ortaya çıkıyor.

Evet sevgili, dostlar otomobilleri ile bir yerden bir yere giden kişilerin hep aceleleri var ve bu acelecilikleri yüzünden insanların hayatlarını tehlikeye atmaktan bir an olsun çekinmiyorlar.

Bu nedenle ulaşımını bisikletle yapan bizler önce kendimizi koruyacak şekilde önlemlerimizi almalıyız.

Kask, eldiven çok önemli ama en önemlisi defansif sürüş. Hep yolun sağ şeridini bisikletlilerin de kullanabileceğini, bisikletin de bir ulaşım aracı olduğunu savunuyoruz ama üzücüdür ki trafikte karşılaştığımız 4 tekerlekli araç sürücülerinin büyük çoğunluğu bizim gibi düşünmüyor. Mümkünse en sağ, hatta kaldırımı kullanmamızı istiyorlar. Ve olur da bir kaza sonunda size çarparlarsa hep ”birden çıkıveren” bisikletli oluyor.

2017 yılında İstanbul’da bisiklet ile ulaşımını sağlamak isteyenlerin işi ne kadar zor değil mi?

Okan Geskin

This entry was posted in Trafik Deneyimleri. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published.